Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

 

ESKİ TÜRKÇE ÇAĞI (VI-X. YÜZYILLAR)

Türk dilinin belge ile takip edilebilen çağıdır. Bu dönem, Köktürk ve Uygur kağanlığı yıllarında verilen edebi-dil ürünlerini kapsar. Yaklaşık olarak M. VI-X. yüzyıllar içinde Moğolistan'ın kuzeyi ve Uygurların hakimiyet sahaları olan Doğu Türkistan ve Tarım bölgelerinde hakimiyet süren Türk soylu kavimlerin taşa ve kağıda iki ayrı alfabe ile yazdıkları metinler "Eski Türkçe" adı altında incelenmektedir.

“Eski Türkçe”, Köktürk ve Uygur dönemi olarak iki bölümde ele alınır. Türk dili, bu dört yüzyıl boyunca Ötüken ve Karakurum merkezli Köktürklerden kalan taşlar üzerine yazılmış metinler ile Tarım bölgesindeki Uygurlara ait yazmalarda karşımıza çıkmaktadır. Köktürkçe ile Uygurca arasında ses, yapı, sentaks ve kelime hazinesi bakımından farklılıklar karşımıza çıkmaktadır.

Köktürkçe ile Uygurca Arasındaki Başlıca Farklılıklar

1. Köktürkçedeki birleşik ses /ny/ fonemi Uygur döneminde bölünmüştür. Bu sesin bölünmesine göre Uygurcada iki farklı diyalekt görülmeye başlanır:

a)      n ağzı:

·  Bu ağız, yalnızca Mani dinine ait metinlerde görülmektedir. Y ağzına göre daha bir çevrede kullanılmıştır.

·  Köktürkçedeki /ny/ ile yazılan bazı kelimeler Uygur döneminde yalnızca /n/ ile yazılır olmuştur. kon <Kökt. koyn “koyun”; anıg <Kökt. anyıg “kötü”

·  İlgi, yükleme ve vasıta hali, görülen geçmiş zaman, şahıs ve iyelik ekleri, bütün yardımcı ünlüler ve yapım eklerinin dar ünlüleri bu ağızda genişler:

kişineng “kişinin”, dintarag “dindarı”, temiren “demirle”, keltemiz “geldik”, unutalam “unutalım”

b)      y ağzı:

·  Bu ağız, Burkan dinine ait metinlerde görülür. Daha sonra genelleşerek Uygurların ortak yazı dili olmuştur.

·  Köktürkçedeki /ny/ ile yazılan bazı kelimeler Uygur döneminde yalnızca /y/ ile yazılır olmuştur. koy <Kökt. koyn “koyun”; ayıg <Kökt. anyıg “kötü”

·  İlgi, yükleme ve vasıta hali, görülen geçmiş zaman, şahıs ve iyelik ekleri, bütün yardımcı ünlüler ve yapım eklerinin dar ünlüleri bu ağızda Köktürkçe’de olduğu gibi dar ünlüyle devam eder.

kişining “kişinin”, dintarıg “dindarı”, temirin “demirle”, keltimiz “geldik”, unıtalım “unutalım”

2. Yapı bilgisi bakımından da birkaç fark vardır:

·        Köktürkçede gelecek zaman eki –daçı/-deçi şeklindedir. Uygurca’da –daçı/-deçi yanında –gay/-gey şekli de görülmektedir.

·        Köktürkçede erinç “şüphesiz” edatı kullanılır. Uygurcada bunun yerine aynı anlama erki vardır.

·        Köktürkçede ulatı “ve, ile” bağlacı kullanılır. Uygurcada bununla aynı anlamdaki ulayı görülmektedir.

·        Köktürkçede çokluk ekleri yerine ortaklık bildiren kelime ve ekler kullanılırken, Uygurcada –lar/-ler çokluk eki kullanılmaktadır.

·        Köktürkçede çekimli fiilerde çokluk eki hemen hemen hiç kullanılmaz. Uygurcada ise çekimli fiillerde çokluk eki kullanılmaktadır.

2. Kelime hazinesindeki farklılıklar. Bu, daha çok yaşadıkları hayat tarzının doğurduğu bir neticedir. Köktürklerin kelime hazinesi devlet teşkilatı, savaş, göçebe hayatla ilgili kelimeler bulunur. Uygurlarda yerleşik hayata mensupluk bildiren şehircilik, tarım ve dini hayatla ilgili kelimeler daha çoktur.

3. Cümle yapısındaki farklılıklar:

  • Köktürkçede yeknasak, katı ve sade bir cümle yapısı vardır. Uygurcada ise haraketli, değişebilen bir cümle yapısı dikkate çeker.
  • Türkçenin esas kurallarından biri olan tamlayanın tamlanandan önce gelmesi ilkesi Uygurcada zaman zaman bozulduğu görülür. Bunun sebebi de Uygur edebiyatının esas itibarıyla tercüme bir edebiyat olmasıdır.
  • Köktürkçede tek yargı bildiren yalın cümle yapısı vardır. Birleşik cümle hemen hemen hiç yoktur. Uygurcada ise (özellikle n ağzında) birleşik cümleye rastlanır.
  • Köktürkçede isim uslubu, Uygurcada sıfat uslubu görülmektedir.

 

KÖKTÜRKÇE

 

Türkçenin grameri hakkında yeterince bilgi edinebildiğimiz en eski derli toplu metinler, II. Köktürk Kağanlığı zamanında (682-744) anıt olarak dikilmiş taşlarda bulunmaktadır.

Bu abidelerin en önemlileri Köktürkleri Çin hakimiyetinden kurtaran Kutlug (İlteriş) Kağan, kardeşi Kapgan Kagan ve Kutlug'un oğulları Bilge Kağan ve Köl Tigin ve onlara vezirlik yapmış büyük devlet ve siyaset adamı Boyla Baga Tarkan (Bilge Tonyukuk) adına dikilen taşlardır. Bu abidelerden Tonyukuk'a ait olan 725'ten sonra, Köl Tigin'e ait olan abide 732'de ve Bilge Kağan abidesi ise 735'te dikilmiştir. Bunlardan başka birçok irili ufaklı runik harfli abide de bulunmaktadır

KÖKTÜRK YAZITLARI VE ARAŞTIRILMA SÜREÇLERİ

 

Köktürkçeye ait metinler, VIII. yüzyıldan kalma bengü taşlardır. Bu, taşlar üzerine 38 harfli bir alfabe ile yazılmış olan tarihi-edebi-nutuk metinleri, 100 yıldan fazla bir zamandan beri Türkologlar tarafından çeşitli yönleriyle incelenmekte, araştırılmaktadır.

Köktürk (veya Orhon) abidelerin bulunuşu, Türk dili tarihinde büyük ufuklar açmıştır. Çin kaynakları çok eskiden bu abidelerin dikilişinden söz etmekteydi. Yine meşhur Moğol tarihçisi Cüveyni, Tarih-i Cihan-güşa adlı eserinde bunları bildirmekteydi. Ne var ki bu bilgilere rağmen, bilim dünyası, XVIII. yüzyıla kadar abidelerin varlığından habersiz kalmıştır.

Abideler hakkında ilk bilgi, Sibirya'da bitki örnekleri üzerinde çalışan botanik bilgini D. Messerschmidt'in 1721'de Yenisey Irmağı vadisinde bir yazılı taşa rastlamasıyla elde edilmiştir. 1721'de Poltava savaşında Ruslara esir düşen İsviçreli subay Ph. J. von Strahlenberg Sibirya'ya sürülmüş, 13 yıllık sürgün hayatı boyunca Messerschmidt'e yardımcı olarak incelemeler yapmış, 1722'de İsveç'e dönünce Sibirya'da gördüklerini yazıp 1730'da yayımlamış ve Yenisey'deki yazılı taşlardan da bahsetmiştir.

·         Ph. J. von Strahlenberg, Das nord-und östliche Theil von Europa und Asia, Stockholm, 1730

 

Bu eserin yayımlanmasıyla ilim aleminin ilgisi Asya'daki bu bilinmeyen abidelere yöneldi. İnceleme amacıyla ilk heyetler 1887-1888'de Finlandiya'dan Sibirya'ya gönderilen Fin araştırma heyetleri idi. Fin heyetinin araştırmaları sonucunda Yenisey yazıtlarının kopyaları yayımlandı:

·         Inscriptions de l'Iensissei, recueilles et puplies par la societe finlandaise d'Archologie, Helsingfors, 1889

 

Aynı yıl, Rus arkeolog N.M.Yadrintsev Moğolistan'da Orhon ırmağı kıyılarında aynı yazı ile yazılmış bunlardan daha büyük iki yazıt daha buldu Yazarın "Orhon Yazıtları" adı verilen bu yazıtlarla ilgili eseri 1890'da yayımlandı:

·         N. M. Yadrintsev, Ancies carakteres traues sur des pierres et des ornements au bord de l'Orkhon, St. Petersburg, 1890

 

Bu kez, A. O. Heikel başkanlığında bir Fin heyeti Orhon ırmağı boylarına gitti. Bu gezi sonucunda Orhon abidelerinin kopyaları yayımlandı.

·         Inscriptions de l'Iensissei, recueilles par l'expedition finnose 1890 et publies par la societe finno-uogrienne, Helsingfors 1892

 

Aynı yıl bu kez Rus bilim adamlarının Orhon yazıtları hakkında yaptıkları geziyi görmekteyiz. Bu heyet Radloff başkanlığında araştırma gezisi yapmış ve bu gezi sonucu şu eser yayımlanmıştır:

·         Atlas der Altertümer der Mongolei, St. Petersburg, 1892-1893

 

Orhon yazıtlarının Finlandiya'da yayımlanan atlası bu taşlar üzerindeki Çince yazıtın okunabilen parçalarını ihtiva etmekteydi. Bu Çince metin, yazıtların hangi dilli olduğunu dolayısıyla hangi millete ait olduğunu tespit etmede yardımcı olabilirdi. Bu Çince yazıttan hareketle bu iki anıttan birinin 731'de ölen bir Türk prensine ait olduğu öğrenilmişti. Bu prensin Köl Tigin olduğu anlaşılınca yazıtların da II. Köktürk Kağanlığından kalma taşlar olduğu böylece anlaşılmış oldu.

15 Aralık 1893'te Danimarkalı bilim adamı Vilhelm Thomsen Kopenhag Bilimler Akademisi'nin toplantısında Orhun ve Yenisey yazıtlarındaki yazıyı çözdüğünü bilim dünyasına duyurdu. Bu rapor Danimarka Bilimler ve Edebiyat Bülteni'nde yayımlandı:

·         V. Thomsen, "Dechifferement des Incriptions de l'Orkhon et de l'Ienissei, Notice Preliminaire", Bulletin der dänischen Akademie Copenhague, 1893, s. 285-299

 

Thomsen'in yazıları çözmesi Türkoloji dünyasında heyecan yarattı. W. Radloff daha 1894 Mart'ında Orhon yazıtları üzerinde hazırlayacağı eserin ilk kısmını yayımladı:

 

·         W. Radloff, Die Alttürkischen Inschriften der Mongolei, Erste Lieferung, St. Petersburg 1894

 

Bu eser, aceleyle hazırlanmış ve bundan kaynaklanan okuma ve açıklama hatalarının bulunduğu bir eserdir.

 

Thomsen, 1896'da Köl Tigin ve Bilge Kagan yazıtlarının yayımını yaptı:

 

·        V. Thomsen, Inscriptions de l'Orkhan dechiffress, Helsingfors 1896

 

Orhon Yazıtlarının ilk mükemmel yayını bu çalışma olmuştur. İki kısımdan oluşan bu eserin birinci kısmında Runik yazısı ve yazım sistemi incelenmiş, ikinci kısımda ise iki yazıtın metni ve Fransızca tercümeleri verilmiştir.

Bundan sonra Finli J.G. Ramstedt, Köktürk harfli iki metin buldu ve yayımladı:

·         J.G. Ramstedt, “Zwei uigurische Runeninschriften in der Nord-Mongolei”, JSFOu, Helsingfors, 1913

 

Orhon Yazıtları ile ilgili Türkiye'de ilk yayın Necip Asım tarafından yapılmıştır.

 

·         N. Asım, Orhun Abideleri, İst. 1340 (1924)

 

Bu eser, Radloff ve Thomsen'in eserlerinden faydalanılarak hazırlanmış, bu gün için yalnızca tarihî değeri olan bir çalışmadır.

Türkiye'de ikinci kez H. Namık Orkun tarafından yayımlandı:

 

·         H. Namık Orkun, Eski Türk Yazıtları, I-IV (İst. 1936-1941)

 

Bu eserde Orkun, Thomsen'in eserini esas almış, Divanü Lügati't-Türk'ten faydalanarak, problemli bölümlere yeni yorumlar getirmiştir.

Orhon Yazıtlarının gramatik yönü ile ilgili ilk önemli çalışma A. von Gabain yapmıştır:

·         A.von Gabain, Alttürkische Grammatik, Leipzig 1941

 

Gabain, eserinde Köktürk ve Uygur dönemi dil malzemesinin gramerini yapmıştır. Bu arada metin bölümünde Köl Tigin yazıtının metnini almıştır.

Yazıtlar, Rus Türkolog Malov tarafından da yayımlanmıştır:

·         S. Y. Malov, Pamyatniki drevnetyurkskoy pismennosti, Moskva, 1951

 

Malov, bu eserinde Köl Tigin ve Tonyukuk anıtlarının orijinal metinlerini ve Rusça çevirilerini vermiştir. Thomsen ve Radloff'tan faydalanmıştır.

Orhon Yazıtlarının grameri yine bu alanın yılmaz araştırıcıları Thomsen ve Radloff tarafından yapılmıştır. Özellikle Bilge Kağan ve Köl Tigin yazıtlarının Radloff tarafından yapılan grameri ciddi bir çalışmadır:

 

·         W. Radloff, "Grammatische Skizze der Alttürkischen Sprache" Neue Folge, St. Petersburg, 1897, s. 1-129

 

Bundan sonra Eski Türkçe araştırmaları bir anlamda Orhun Yazıtları esas alınarak yapılmaya başlandı. Eski Türkçe ile ilgili problemler, Orhun Yazıtlarındaki şekillere dayanılarak çözüme kavuşturulmaya çalışılmıştır.

1936'da Kaare Grønbech'in Türkçenin genel yapısı ile ilgili doktora çalışması yayımlandı. Eserde Türkçenin birçok temel meselesi tartışılmış ve belli noktalar açıklığa kavuşturulmuştur.

·         Kaare Grønbech, Türkische Sprachbau, Kopenhagen 1936

 

Talat Tekin 1968'de beş runik harfli metni (Köl Tigin, Bilge Kağan, Tonyukuk, Ongin, Köl İç Çor) esas alarak Orhun Türkçesinin grameri üzerine önemli bir çalışma yaptı.

·         Talat Tekin, A Grammar of Orkhon Turkic, Indiana Uni. 1968

 

(Çalışmanın Bilge Kagan ve Köl Tigin bölümü 1988'de Türkiye'de Orhon Yazıtları adıyla, Tonyuyuk ise Tunyukuk Yazıtı adıyla 1994'te yayımlandı)

1970'te Muharrem Ergin, Köl Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk yazıtları üzerine bir çalışma yaptı. Eserde transkripsiyonlu metin, tercüme, orijinal metin ve sözlük bulunmaktadır.

·         Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, İst. 1970

 

1980'de Sovyet Türkologlarından A. N. Kononov'un bütün runik harfli eserlerin dilini inceleyen grameri yayımlandı

·         A.N. Kononov, Grammatika Yazıka tyurkskih runiçeskih pamyatnikov, Leningrad 1980, 255 s.

 

Tonyukuk Yazıtı hakkında son çalışma Macar Türkolog Volker Rybatzki’ye aittir:

·         Volker. Rybatzki, Die Toñuquq-Inschrift, Studia uralo-altaica 40, Szeged 1997, 125 s.

 

Bu dönemle ilgili son olarak Marcel Erdal’ın bir değerlendirmesini görmekteyiz.

 

  • Marcel Erdal, “Old Turkic”, The Turkic Languages, (Edited: By Lars Johanson and Éva Á. Csató), Routledge London, 1998, s. 138-158

 

*          *            *

 

Bugün bilim dünyasınca tanınan 13 Köktürk bengü taşı bulunmaktadır.

 

            1. Bugut (Mahan Kagan) (Soğdca) (719-720)

            2. Çoyrın (687-692)

            3. Hoytu Tamir (717-720)

            4. Ongin (Işbara Tamgan Tarkan) (719-720)

            5. İhe Hoşutu (Köl İç Çor) (723-725)

            6. İhe Aşete (Altun Tamgan Tarkan) (724)

            7. Bayan Çokto (Boyla Baga Tarkan, Tonyukuk) (724-726)

            8. Birinci Orhon (Köl Tigin) (21 Ağustos 732)

            9. İkinci Orhon (Bilge Kagan) (22 Haziran 735)

            10. Nalayha (730?)

            11. İhe Nur (?)

            12. Hangiday (?)

            13. Talas (?)

 

  • Köl Tigin Anıtı

Bu anıt, Bilge Kağan'ın kardeşi, Köktürk prensi ve askeri komutanı Köl Tigin adına dikilmiştir. Köl Tigin, kon yılka yiti yirmike "koyun yılının on yedisinde" (=27 Şubat 731) ölmüştür. Cenaze töreni 1 Kasım 731'de yapılmıştır. Türkçe yazıt ise 21 Ağustos 732'de dikilmiştir.

Köl Tigin anıtı, dört yüzlü tek parça büyük bir taştır. Yüksekliği 3.75 m.dir. Taşın doğu ve batı yüzleri dipte 1.32 m., üste ise 1.22 m. genişliktedir. Anıtın kuzey ve güney yüzlerinin eni de 46 ila 44 cm.dir.

Anıtın bütün yüzleri 2.75 m. boyunda yazılarla kaplıdır. Batı yüzünde Çince bir yazıt vardır. Doğu yüzünde 40 satır, güney ve kuzey yüzlerinde 13'er satır bulunmaktadır.

  • Bilge Kağan Anıtı

Bilge Kağan anıtı ünlü Köktürk hakanı Bilge Kağan adına dikilmiştir. Anıt, ıt yılı onunç ay altı otuzka "köpek yılının onuncu ayının yirmi altısında" (25 Kasım 734) günü ölen ve 22 Haziran 735'te yuğ töreni yapılan Bilge Kağan adına dikilmiş ve onun kendi ağzından yazılmıştır.

Bu anıt, Köl Tigin anıtından birkaç cm daha yüksektir. Doğu yüzünde 41 satır, daha dar olan kuzey ve güney yüzlerinde 15 satırlık Türkçe yazıt bulunmaktadır. Bilge Kağan anıtı Köl Tigin anıtına göre biraz daha fazla tahribata uğramış bir durumdadır.

Bu abideyi, Bilge Kağan adına küçük oğlu Tengri Kağan (734-741) diktirmiştir.

Köl Tigin ve Bilge Kağan anıtları Moğolistan'daki Orhon ırmağının eski yatağı yakınlarında Koço Çaydam adlı göl civarında bulunmaktadır (47 enlem, 102 boylam). İkisi arasındaki uzaklık 1 km. kadardır.

Bu iki anıt da Köl Tigin'in atısı (=yegeni) Yolluğ Tigin tarafından yazılmıştır. Yolluğ Tigin, Köl Tigin yazıtını 20 günde, Bilge Kağan yazıtını da 4 günde yazmıştır.

·        Tonyukuk Anıtı (Bayan Çokto)

Tonyokuk yazıtı, II. Köktürk Kağanlığının büyük devlet ve siyaset adamı Bilge Tonyukuk (Boyla Bağa Tarkan) adına kendi sağlığında yazdırıp diktirmiş olduğu aynı boyda iki taştan ibarettir. Bu yazılı taşlar, Ulan Bator'un 50 km. güney-doğusunda Bayan Çokto denilen yerdedir. Her iki taşın dört yüzü de yazıtlarla kaplıdır. Birinci taşta 35, ikinci taşta da 27 satır vardır.

Yazıtların dikiliş tarihi belirtilmemiştir. Yalnız, yazıtın son cümlesinde Bilge Kağan'ın hükümdarlığı zamanında dikildiği anlaşılmaktadır (716-734). L. Bazin, Tonyukuk yazıtının 726'dan sonra yazıldığı görüşündedi

UYGURCA

Köktürk Yazısı: Uygurların Orhun bölgesinden ayrılmadan önce birkaç belgede kullanmış oldukları alfabedir. (Irk Bitig, Taryat, Tes)

Uygur Yazısı: Uygur belgelerinde en çok kullanılan yazıdır. Fakat ünlü ve ünsüz harf sayısı sınırlıdır. Türkçenin fonetiğine uygun bir alfabe değildir.

Soğd Yazısı: Budizmle ilgili az sayıdaki yazmada kullanılmıştır.

Mani Yazısı: Maniheizmle ilgili yazmaların bir bölümünde kullanılmış yazıdır.

Brahmi Yazısı: Budizmle ilgili metinlerin yanı sıra tıp ve takvim metinlerinde kullanılmış bir yazıdır. Fonetik olarak gelişmiş bir yazıdır. Bu bakımdan dil araştırmaları için büyük önem taşır. Bu yazıda kapalı e, o, u, ö, ü farklı karakterlerle gösterilmiştir.

Tibet Yazısı: Bu yazı da fonetik bir yazı sistemidir. Fakat bununla yazılan Uygurca metinlerden ancak 100 kadar kelime okunabilmektedir. Bu yazıda ı, i, o, u, ö, ü seslerinin her biri için ayrı bir karakter kullanılmıştır.

 

UYGURCA ÇALIŞMALARININ KISA TARİHÇESİ

Doğu Türkistan’daki Uygur belgeleri üzerinde araştırma amacıyla yapılan ilk bilimsel seferler Finliler ve Ruslar aittir. 1898 yılında Otto Donner başkanlığında bir Fin heyeti Doğu Türkistan’a gitmiştir. Aynı yıl Klementz başkanlığındaki Rus heyeti de bölgeye gitmiştir.

İngiliz araştırmacı Aurel Stein 1900 yılında Yarkent, Hotan şehirlerinde yaptığı bilimsel geziden 12 sandık dolusu yazma eserle döndü. Bunu, Albert Gründel başkanlığındaki Alman heyeti takip etti. 1902-1903 yıllarında yapılan Turfan gezisinden 46 sandık yazma ile dönüldü. Asıl Uygur yazmaları, 1905’te Albert August von Le Coq başkanlığında yapılan gezide ele geçirildi. 1906’da Fransızlar, Paul Pelliot başkanlığındaki heyetle bu gezilerde katıldılar.

Aurel Stein 1906’da ikinci kez bölgeye gitti. Kansu eyaletinin 15. Km. ötesinde yer alan Tun Huang (Bin Buda) mağaralarında eski yazmaların olduğunu öğrenmişti. Stein’in, bu mağaralarda ele geçirdiği 24 sandık dolusu yazmalar içinde Köktürkçe ve Uygurca olanlar da bulunmaktaydı (Sekiz Yükmek, Irk Bitig, Huastuanift, Anı Teg Orunlarta...bunların birkaçıdır.).

Bu sırada, Fransız heyetinin başkanı Paul Pelliot da Turfan civarında araştırmalarını sürdürmekteydi. Pelliot, 1908’de Tun Huang’da meşhur Prens Kalyanamkara Papamkara (Edgü Ögli Tigin ile Ayıg Ögli Tigin) hikayesinin de içinde bulunduğu kıymetli yazmaları buldu ve Paris’e döndü.

1909-1911 yılları arasında Rus Türkolog Malov da Doğu Türkistan’a gider. Bir Buda heykelinin altında Altun Yaruk’u bulur.

1913-1914 yıllarında A. von Le Coq başkanlığındaki Alman heyeti birkaç bilimsel gezi yapmış, fakat bu sırada I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle Doğu Türkistan’da da durum gerginleşmiş bundan dolayı çalışmalar pek verimli olamamıştır.

1913’de İngiliz araştırmacı A. Stein Tarım havzasında yeni araştırmalar yapmış ve bu geziden 1914 yılında 182 sandık yazma eserle dönmüştür.

1914’ten sonra Doğu Türkistan’a bilimsel sefer düzenlenemedi. Gerek I. Dünya Savaşı gerekse Çin’de meydana gelen ihtilal dolayısıyla hükümetin yabancı araştırıcılara izin vermeyişi bilim adamlarının çalışmasını engellemiştir.

 UYGURCAYLA İLGİLİ BAŞLICA YAYINLAR

Uygurcayla ilgili ilk çalışmaları, Klementz’in 1898’deki Turfan seferinde elde ettiği malzemeye dayanarak Radloff yaptı. (1899).

Asıl önemli çalışmalar, F.W.Müller’in 1908’de başlattığı Uigurica dizisi ile başlamıştır.

·         F.W.K. Müller, Uigurica, I ABAW, Berlin, 1908

·         F.W.K. Müller, Uigurica, II, ABAW, Berlin, 1911

·         F.W.K. Müller, Uigurica, IIII, ABAW, Berlin, 1922

Dizinin 4. Cildi, A. von Gabain tarafından tamamlanmıştır.

·         F.W.K. Müller-A. von Gabain, Uigurica, IV, ABAW, Berlin, 1931

W. Radloff, 1909-1912 yılları arasında Uygurcayla ilgili olarak başlattığı Alttürkische Studien, adlı dizide altı kitap yayımladı.

·         Wilhelm Radloff, Alttürkische Studien, I-VI, St. Petersburg, 1909-1912

 

1911’de A. von Le Coq Mani çevresi metinleri ile ilgili 3 ciltlik önemli bir diziyi başlattı.

 

·         A. von Le Coq, Türkische Manichaica aus Chotscho, I, ABAW, 1912 (Türkçesi: Fuat Kösearif, Türkçe Mani Metinleri-I, İst.1936)

·         A. von Le Coq, Türkische Manichaica aus Chotscho, II, ABAW, 1919

·         A. von Le Coq, Türkische Manichaica aus Chotscho, III, ABAW, 1922

 

Aurel Stein’in, Tun-Huang (Bin Buda) mağaralarında bulduğu Köktürk harfli Uygur metinlerini ve bunlar içinde önemli dil malzemesi olan Irk Bitig’i V. Thomsen 1912’de yayımlar.

·         V. Thomsen, “Dr. M. A. Stein’s Manuscripts in Turkish ‘Runic’ Script from Miran and Tun-Huang”, JRAS, 1912, s. 181-227

 

Fransız gezi heyetinin başkanı Paul Pelliot, Tun-Huang’da bulduğu avadana ve jatakaların en tanınmışlarından olan Edgü Ögli Tigin ile Ayıg Ögli Tigin (Prens Kalyanamkara ve Papamkara hikayesi)’i 1914’te yayımlar.

 

·         Paul Pelliot, “La Version ouigoure de l’histoire des Princes Kalyanamkara et Papamkara”, TP, XV, 1914, s. 225-272

 

Eser, Türkiye’de de yayımlanır.

 

·         H. Namık Orkun, Prens Kalyanamkara ve Papamkara Hikayesinin Uygurcası, İst. 1940

 

Malov’un bulduğu ve Uygurcaya çevrilmiş en büyük metinlerden biri olan Suvarnaprabhasa-sutra’ (Altun Yaruk) Radloff ve Malov birlikte yayımlarlar.

 

·         W. Radloff-S. Malov, Suvarnaprabhasa, St. Petersburg, 1913-1916

 

Saadet Çağatay, Altun Yaruk’tan iki parçayı incelemiştir.

 

·         S. Çağatay, Altun Yaruk’tan İki Parça, DTCF Yay., Ank. 1945

 

Japon Türkolog Toru Haneda, 1915’te Sekiz Yükmek’i yayımlar:

 

·         Toru Haneda, “Kaikotsubun no tençi haçiyoşin cukyo”, The Toyo Gakuho, 1915

 

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Alman bilim adamları Turfan’da ele geçirilen Uygur metinlerinin yayımına ağırlık verirler. W. Bang ve öğrencisi A. von Gabain Uygurca metin yayımında önemli bir aşama olan Türkische Turfan-Texte dizisini başlatırlar. 10 cilt sürecek bu dizinin ilk beş kitabı Bang ve Gabain tarafından yayımlanır. (1929-1931). 1931’de bu beş cildin indeksi yayımlanır. 1934’te yayımlanan altıncı ciltte ekibe R. Rachmeti [Arat] da katılır. Yedinci cilt 1936’da R. Rachmeti tarafından yayımlanır. 1954’te Gabain sekizinci cildi yayımlar. Dokuzuncu cildi Gabain ve W. Winter birlikte 1958’de yayımlarlar. Onuncu cilt 1959’da Gabain tarafından hazırlanır. Bu dizide yayımlanan eserler şunlardır:

 

·         W. Bang-A. von Gabain, Türkische Turfan-Texte, I-V, SBAW, 1929-1931

·         W. Bang-A. von Gabain, Analytischer Index zu den fünf erstne Stücken der türkische Turfan-Texte, SBAW, 1931

·         W. Bang-A. von Gabain-R. Rachmati, Türkische Turfan-Texte, VI, SBAW, 1934

·         R. Rachmati, Türkische Turfan-Texte, VII, ABAW, 1936

·         A.von Gabain, Türkische Turfan-Texte, VIII, ABAW, 1954

·         A.von Gabain-W. Winter, Türkische Turfan-Texte, IX, ABAW, 1958

·         A.von Gabain, Türkische Turfan-Texte, X, ABAW, 1959

 

Mani dinine inananların tövbe duası olan Huastuanift üzerine çeşitli yayınlar yapılmıştır.

 

·         Wilhelm Radloff, Chuastuanift-das Bussgebet der Manichaer, St. Petersburg, 1909

·         von Le Coq, Dr. Stein’s Turkish Khuastuanift from Tun-huang, JRAS, 1911, s. 277-314 (Türkçesi: S. Himran, Huastuanift, Ank. 1941)

·         W. Bang, “Manichaeische Laien-Beichtspiegel” Le Museon, XXXVI, 1923, s. 137-242

 

1932’de W. Bang ve R. Rahmeti Uygur harfli Oğuz Kağan destanını yayımlarlar.

 

·         W. Bang-G.R. Rachmatı, “Die Legende von Oghuz Qaghan”, SBAW, 1932 (Türkçesi: Oğuz Kağan Destanı, İst. 1970)

 

Uygurca metinlere ait ilk sözlük Ahmet Caferoğlu tarafından yayımlanır.

 

·         A. Caferoğlu, Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü, İst. 1934

 

A.von Gabain, 1941’de Uygur harfli metinlerin ilk gramerini yapar.

 

·         A. von Gabain, Alttürkische Grammatik, Leipzig, 1941

 

A.von Gabain ve Helmuth Scheel 1957’de Maitrisimit’in tıpkıbasımını yaparlar.

 

·         A.von Gabain-Helmuth Scheel, Maitrisimit, Faksimile der alttürkischen Version eines Werkes der buddhistischen Vaibhasika-Schule, Wiesbaden, 1957 (II, Berlin, 1961)

 

Bu eser üzerine Şinasi Tekin doçentlik tezi hazırlamıştır.

 

·         Ş. Tekin, Uygurca Metinler II, Maytrısimit, Ank. 1976

 

R. Rahmeti Arat, 1965’te Uygur dönemi şiirini toplu olarak ele alıp incelediği çalışmayı yayımlar.

 

·         R. Rahmeti Arat, Eski Türk Şiiri, İst. 1965

 

1970’te G. Hazai ve P. Zieme, Berlin’deki Turfan yazmalarına dayanan Berliner Turfantexte dizisini başlatırlar. Bu dizide şu eserler yayımlanır:

 

·         G. Hazai-P.Zieme, Fragmente der uigurischen Version des “Jingangjing mit den Gastas des Meister Fu”, BT I, Berlin, 1971

·         Klaus Röhnborn, Eine uigurische Totenmesse, BT II, Berlin, 1971

·         Semih Tezcan, Das uigurische Insadi Sutra, BT III, Berlin, 1974

·         P. Zieme, Manichaisch-türkische Texte, BT V, Berlin, 1975

·         G. Kara-P. Zieme, Fragmente tantrischer Werke in uigurischer Übersetzung, BT VII, Berlin 1976

·         G. Kara-P. Zieme, Die uigurischen des Guruyogas “Tiefer Weg” von Sa-skya Pandita und der Manjusrinamasamgiti, BT VIII, Berlin 1977

·         Şinasi Tekin, Maitrisimit Nom Bitig, BT IX, Berlin, 1980

 

1971’de James R. Hamilton, Paris’te Prens Kalyanamkara ve Papamkara hikayesini yayımlar.

 

·         J. R. Hamilton, Manuscrits ouigours de Touen Houang-Le Conte Bouddhique du Bon et du Mauvais Prince en Version Ouigoure, Paris, 1971 (Türkçesi, JAMES RUSSELL HAMILTON: İyi ve Kötü Prens Öyküsü (çev.). Vedat Köken. Ankara 1998. XII+280 s.)

 

Şimdiye kadar yapılan Uygurca yayınların mükemmel bir sözlüğü Klaus Röhrborn tarafından fasiküller halinde 1977’de Uigurisches Wörterbuch adıyla yayımlanmaya başlanmıştır.

 

·         K. Röhnborn, Uigurisches Wörterbuch, Sprachmaterial der vorislamischen türkischen Texte aus Zentralasien, I (a-agrıg), Wiesbaden, 1977, II, (agrıglan-anta), Wiesbaden, 1981, III (anta-asanke) Wiesbaden, 1981 (devam ediyor.)

 

Bu dönemle ilgili son olarak Marcel Erdal’ın bir değerlendirmesini görmekteyiz.

 

  • Marcel Erdal, “Old Turkic”, The Turkic Languages, (Edited: By Lars Johanson and Éva Á. Csató), Routledge London, 1998, s. 138-158

 

Türkiye’de ise son zamanlarda yayımlanan bibliyografik çalışmalar, Uygurca araştırmalarının toplu bilgilerini içermektedir.

 

·         Semih Tezcan, “Uygurca”, TA, XXXII, s. 141-148

·         -----------------, “En Eski Türk Dili ve Yazını”, Bilim, Kültür ve Öğretim Dili Olarak Türkçe”, TTK XXIII, Ank. 1978, s. 271-323

·         O. Fikri Sertkaya, “Turfan Metinleri ve Yapılan Yayınları”, TM, XIX, İst. 1980, s. 309-334

·         -------------------, “Hun-Tuang Metinleri ve Yapılan Yayınları”, Türk Kültürü, S. 239 (Mart 1983), Ank. 1983, s. 139-144

·         -------------------, “Eski Türk Şiirinin Kaynaklarına Toplu Bir Bakış”, Türk Dili, s. 409, Türk Şiiri Özel Sayısı-I (Eski Türk Şiiri), TDK, Ank. 1986, s. 43-80

·         Bican Ercilasun, “İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı” Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, C. 4, İst. 1981, s. 441-448

·         ----------------------- “Uygur Edebiyatı” Başlangıcından Günümüze Kadar Büyük Türk Klasikleri, C. I, İst. 1985, s. 79-113,